16° Parçalı bulutlu

CHP SÖZCÜSÜ ÖZTRAK: “SIĞINMACI MESELESİ SOKAKTA DEĞİL SANDIKTA ÇÖZÜLÜR”

Gündem - Ağustos 13, 2021 6:28 pm A A

CHP Sözcüsü Öztrak, Ankara Altındağ’da bir gencin, bir sığınmacı tarafından öldürülmesinin ardından, tahriklerin ve provokasyonların başladığına dikkat çekti.

Öldürülen genç için başsağlığı dileyen Öztrak, “Ortada çok kirli bir senaryo var. Bu nedenle kimse tahriklere kapılmamalıdır. Bugün yaşadığımız bu belanın sorumlusu birbiriyle itişen kurbanlar değildir. Sorumlu, bölgemizi kan gölüne çeviren egemen güçler ve ülkemizi mülteci gettosu haline getirmeyi kabullenen, Erdoğan Hükümetleridir” dedi.

Milletin de, sığınmacıların da bu felaketin kurbanları olduğunu belirten Öztrak, “Bu mesele sokakta çözülmez. Bu mesele sandıkta çözülür. Bu mesele akılla çözülür. Bu mesele stratejiyle çözülür. Bu mesele diplomasiyle çözülür. Bu mesele siyasetle çözülür. Bu nedenle herkes içindeki öfkeyi sandığa kadar saklasın” diye konuştu.

Öztrak, milletin bu işin sorumlularıyla sandıkta hesaplaşacağını söyleyen Öztrak, “Tüm milletimize çok açık bir sözümüz var. En fazla iki yıl içerisinde, Suriyeli misafirlerimizi davulla, zurnayla evlerine uğurlayacağız. Bu Kuvayımilliyecilerin, milletimize namus ve şeref sözüdür” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Tekirdağ İl Başkanlığı’nda yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:

Dün Irak’ın kuzeyinde, bölücü terör örgütünün hain saldırısında, kahraman Mehmetçiğimiz Hakan Bali şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine, silah arkadaşlarına sabır diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

TABİAT AKILSIZLIĞIN FATURASINI ÇIKARIYOR

Ne yazık ki; yaz aylarını peşi sıra gelen, felaketlerle geçiriyoruz. Güneyimiz yangınlarla kavruluyor. Kuzeyimiz ise sel felaketleriyle sarsılıyor. Ünlü romancı Dostoyevski’nin; “Doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur” dediği sınıra, ne yazık ki artık vardığımız anlaşılıyor. Tabiat; akılsızlığı, liyakatsizliği, beceriksizliği, aç gözlülüğü ve dinmeyen rant hırsını, can ve mal kaybı olarak, hepimize fatura ediyor. Rize ve Artvin’den sonra, Kastamonu, Sinop, Samsun, Karabük ve Bartın’ı, görülmemiş bir sel felaketi vurdu. Özellikle Kastamonu Bozkurt ve Sinop Ayancık’ta büyük bir yıkım var. Çok sayıda can kayıplarımız var. Ve hala kendinden haber alınamayan yurttaşlarımız var. Acımız çok büyük… Kaybettiğimiz yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Yakınlarına baş sağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Haber alınamayan yurttaşlarımızın, sağ salim bulunması en büyük dileğimiz.

ACIMIZLA YÜZLEŞMEDEN IBAN’LA YÜZLEŞTİK

Böyle bir afette, devlet artık milletiyle oturup pazarlık yapmamalıdır. “300 bin benden, 200 bin senden, hem de faiziyle kredi” diyerek yapılan pazarlıkları, bu felakette artık kesinlikle duymak istemiyoruz. Vatandaşlarımızın kayıpları, tastamam telafi edilmelidir. Ama görüyoruz ki, Erdoğan ezberini bozmamakta kararlı. Her felakette olduğu gibi yapılan ilk iş, millete IBAN numarası göndermek… Daha kayıplarımızın boyutunu öğrenemeden, acımızla yüzleşemeden, sabah uyandığımızda IBAN numarasıyla yüzleşiyoruz. İnsaf edin bu kadar mı empatiden yoksunsunuz? Bu kadar mı milletle bağınız koptu?

BİRAZ DA YANDAŞLAR FEDAKARLIK YAPSIN

Bugün millete IBAN numarası atanlar, 10 gün önce, Somali’ye 30 milyon dolar hibe ediyordu. Her felakette milletin himmetine başvuracaksanız, peki o zaman; siz ne için varsınız? Neden bu milletten vergi topluyorsunuz? Sel de olsa, salgın da olsa, yangın da olsa, o topladığınız vergilerden, geçilmeyen köprülerin, yolların, uçulmayan havalimanlarının parasını, yandaşlarınıza tıkır tıkır ödemeyi biliyorsunuz. Gün fedakârlık ve dayanışma günüyse, biraz da bu yandaşlarınızdan fedakârlık isteyin. Dayanışma buradan başlasın. Bunlara yapılan ödemeler, bu yıl askıya alınsın. Bütçede yaratılan imkân da tüm felaketzedeler için harcansın.

SULTANAHMET’TE DİLENİP AYASOFYA’DA SADAKA DAĞITIYOR

Milletimiz elbette büyük bir millet, elbette her bir kardeşimizin acısı aynı zamanda bizim de acımız ve elbette yaraları sarmak için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız. Ama bu aynı zamanda milletimiz bu hükümetin de samimiyetini görmek istiyor. Sultanahmet’te milletten dilenip, Ayasofya’da sadaka dağıtan bir hükümet artık istemiyor. Birde yardımları size bağlı bir kurum eliyle yapılmasını da istemiyor. Vatandaşımız yardımları istediği gibi felaket zedelere ulaştırmak istiyor. Ve size güvenmiyor. Geçmişte vermiş olduğu yardımların size felakete uğrayanlara dağıtılmak üzere vermiş olduğu yardımların nerelere gittiğini, ne olduğunu gayet iyi hatırlıyor.

TEK ADAM VESAYET REJİMİNİN BEDELİ

Hem ülkemizde, hem de çevremizde ve dünyada yaşanan felaketler, iklim değişikliklerinin artık risk olmaktan çıktığını, insanlık için açık seçik bir tehdit olduğunu gösteriyor. Bu tehdidi ciddiye almamak, bu tehdide karşı güçlü politika ve stratejileri oluşturmamak açıkçası mümkün değil. Bunları mutlaka geliştirmek zorundayız. Ekonomiden, enerjiye, altyapıdan, şehirleşmeye kadar, pek çok farklı alanda, kapsamlı dönüşüm stratejilerini gerçekleştirmek zorundayız. İşte akarsu yataklarına yapılan şehirlerimiz, ani bir sel felaketiyle yok oluyor. Yine bugün ülkemizin ihtiyaç listesinin en başında, güçlü bir Afetle Mücadele Stratejisini geliştirmek var. Son orman yangınlarında, organizasyonsuzluk, koordinasyonsuzluk, havadan müdahaledeki gecikmeler, envanterde bulunamayan uçaklar ve tabii idareyi rutin, yasal görevlerinden bile alıkoyan, tüm idareyi bir kişinin iki dudağına bakar hale getiren, tek adam vesayet rejiminin bedeli de maalesef milletimize çok ağır oldu. 2 haftada, son 20 yıldaki yangınlarda kaybettiğimiz kadar, orman alanını kaybettik.

SİYASİ SORUMLULUĞU ÜSTLENEN YOK

Komşumuz Yunanistan’da da ormanlar yandı. Yangın helikopterlerini hazır edemeyen Hava Kuvvetleri Komutanı, hemen istifa etti. Yine Yunan Bakan Yardımcısı, istifasını ağlayarak açıkladı. Yunan Başbakan’ı da, hiç kimseyi suçlamadı. Sağa sola bahane bulmaya kalkmadı. Sorumluluktan kaçmadı. Çıktı Yunan halkından özür diledi. Hataları tespit edip, düzelteceklerini, bunlardan ders alacaklarını söyledi. Peki, bizde ne oldu? Ortada kayıplarımızın ve acılarımızın, yanan ormanlarımızın hesabını verecek, siyasi sorumluluğu üstlenecek hiç kimse yok. Herkes maşallah büyük bir pişkinlikle yerinde oturuyor.

SENARYOSU SARAYDA YAZILMIŞ MÜSAMERE

Beceriksiz Tarım ve Orman Bakanı, çelişkili demeçleriyle, milletin sinir uçlarıyla oynamaya hala devam ediyor. Erdoğan ise en iyi bildiği şeyi yapıyor, sorumluluğu başkalarına ve tabii her zaman olduğu gibi son çare olarak da, partimize Cumhuriyet Halk Partisine yıkıyor. Beyefendi çaresiz, ama caka satmaktan vazgeçmiyor. Olmayan, “sözde” itibarını kurtarmak için, yandaş televizyonlarda, program üstüne, program yapıyor… Gazeteci görünümlü yandaşlara, sorular önden veriliyor. Cevaplar da arkadaki ekranlara yazılmış. Yetmediği yerde, suflede veriliyor. Senaryosu sarayda yazılmış bu müsamerede, Beyefendi kendi çalıyor, kendi oynuyor… Sonra da çıkıyor diyor ki çok güzel bir istişare yaptık. Metal yorgunluğu, paslanmışlık, çürümüşlük alıp başını gitmiş. Vatandaş nezdinde tükenmişlikleri, bitmişlikleri artık zirve yapmış. Oynanan bu “Yalan Rüzgârı” artık vatandaştan hiç reyting almıyor.

GÖRÜNTÜLER ACZİNİ YÜZÜNE VURUYOR

Bir kere bu senaryonun replikleriyle, milletin yaşadıkları ve gördükleri birbirini tutmuyor. Beyefendi çıkıp, “Dünyada yangına en hızlı müdahale eden ülke konumuna geldik” diyor. Vatandaşta bakıyor Gülecek mi, ağlayacak mı şaşırıyor. Millet yangının ilk günlerinde, sosyal medyadan, “Buraya uçak!”, “Buraya müdahale!” diye saatlerce feryat etti. Ama ne uçak geldi, ne de müdahale… Millet, devletinin uçağını, helikopterini havada göremediği için, alevlerin üzerine çıplak elleriyle yürüdü. Avuçlarıyla, ateşe toprak attı… Şimdi sarayın kibirlisi bu görüntülerden rahatsız… Çünkü o görüntüler, artık “Kral çıplak” diye bağırıyor. Beceriksizliği, aczi onların yüzüne vuruyor. Bu nedenle önce, gönüllülerin yangın alanına girmesini yasakladılar. Şimdi de sosyal medyada yeni yasaklar getirmeye hazırlanıyorlar.

RECEP TAYYİP’İN ÜRKÜTME KURUMU

Yangınla mücadele edemeyenler, yangın haberleriyle mücadele ediyor. RTÜK olmuş, Recep Tayyip Erdoğan’ın Ürkütme Kurumu. Bir avuç bağımsız medyaya ceza yağdırarak, gazetecileri ürküteceklerini, korkutacaklarını sanıyorlar. Yeter ki millet gerçekleri öğrenmesin. Beceriksizlikleri, zaafları, yetersizlikleri ortaya çıkmasın. Ve olmayan, sözde itibarları yara almasın. Ama oynanan bu oyunu millet görüyor. Notlarını da veriyor.

ARSIZLIĞA SÖZ PİŞKİNLİĞE YÜZ DAYANMAZ

Bölgemizdeki tüm ülkelerin, kendine ait ulusal yangın söndürme hava filoları var. Rusya’nın, Yunanistan’ın, İspanya’nın, Hırvatistan’ın, Portekiz’in, Fransa’nın, İtalya’nın ve doğu komşumuz İran’ın… Ama bizim yok. Beyefendi çıkıyor; önümüzdeki yıl, “kendimize ait uçağımızı satın alacağız” diyor. Ama arkasından da bir belki ekliyor. Yani sözde itibarı için bugüne kadar 13 uçak alan Erdoğan’ın aklına, yangın söndürme uçağı almak, 20 yılda yanan orman alanı, iki haftada yanıp, bitip kül olduktan sonra geliyor. Sonra da diyor ki “belki alırız”. Ne demiş atalarımız? Arsızlığa söz, pişkinliğe de yüz dayanmazmış… Erdoğan, sanki bu ülkeyi 20 yıldır yöneten kendisi değilmiş gibi, Türk Hava Kurumu’nu suçluyor, ondan sonra da diyor ki, bunun sorumlusu CeHaPe zihniyetidir.

İNSAF İMANIN YARISI

Büyüklerimiz diyor ki, insaf imanın yarısıdır. İnsafını kaybetmiş Erdoğan, Türk Hava Kurumunun Tüzüğü’nün 3. Maddesine bir baksın. “Türk Hava Kurumu, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin yüksek himayelerinde, faaliyet gösterir” diyor bu üçüncü madde. Tüzükte Türk Hava Kurumu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin himayesinde faaliyet gösterir” diye yazmıyor. Yine Türk Hava Kurumunun tüzüğünde, “Cumhurbaşkanı Türk Hava Kurumunun onursal başkanıdır” diye yazıyor. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan AK Parti Genel Başkanı eğip bükmeyecek, başka ülkelerin kullandığı o uçakların, hangarda çürütülmesinin bir tek sorumlusu var o da Erdoğan. Başka bir sorumlusu yok. 20 yıldır, sizin himayenize bırakılmış, size emanet edilmiş bir Cumhuriyet kurumuna, kurucusu sırf Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğu için, alenen ihanet ettiniz. Şimdi bunun sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçamazsınız. Bu son felaketler, tabi bize de sorumluluk yüklüyor. Biz iktidara geldiğimizde Erdoğan Hükümetinin imzalamadığı Paris İklim Anlaşması’nı, hemen imzalayacağız. AB Yeşil Mutabakatına, uyum sağlama konusunda Erdoğan Hükümetlerinin göstermediği siyasi iradeyi biz göstereceğiz.

ÜLKEMİZ BÜYÜK BİR TUZAKLA KARŞI KARŞIYA

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan AK Parti Genel Başkanı; “Bugün Avrupa ülkeleri, hala huzur içinde yaşıyor olmalarını, Türkiye’nin 4 milyon sığınmacıyı, kendi topraklarında misafir etmesine borçludur” demiş. Buradan söylüyorum, ülkemiz çok büyük bir tuzakla karşı karşıya… Ülkemizi yönetenler de, bu demografik tuzak karşısında ne yazık ki, gaflet, delalet ve belki de hıyanet içindeler. Erdoğan’a soruyoruz; Allah Aşkına! Siz kimin hükümetisiniz? Siz kimin için çalışıyorsunuz? Sizin göreviniz ne? Önceliğiniz Avrupa’nın ve Avrupalının huzuru mu? Yoksa bizim ülkemizin, bizim milletimizin huzuru mu?

DÜZENSİZ DEĞİL PLANLI VE ORGANİZE

Askeri kamuflajlı Afgan delikanlılar, tabur tabur, ellerini kollarını sallayarak İstanbul’a kadar geliyor. Erdoğan çıkıyor, “Düzensiz göç akımı söz konusu değildir” diyor. O zaman bu gelenler düzensiz gelmiyor. Gayet düzenli. Gayet planlı, gayet organize bir şekilde, Erdoğan’ın altına imza attığı bir operasyonla geliyor. Maksat 3-5 milyar dolar daha gelsin, bir zamanlar Erdoğan’ın danışmanının dediği gibi, ABD, Erdoğan’ı deliğe süpürmesin. Ama varsın ülkemiz işgal edilsin.

Gündem - 6:28 pm A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON HABERLER