Hamilelik döneminde beslenme neden önemli

Hamilelikte beslenme, bebeğin yaşam boyu sağlığının temelini oluşturuyor   Hamilelik döneminde doğru ve dengeli beslenmenin hem anne hem de bebeğin yaşam boyu sağlığının temeli olduğunu vurgulayan uzmanlar, hamilelik süresince günlük protein ve karbonhidrat tüketiminin gereken ölçülerde yapılması gerektiğini söyledi.
Gündem - Ağustos 11, 2022 9:00 am A A

Hamilelikte beslenme, bebeğin yaşam boyu sağlığının temelini oluşturuyor

 

Hamilelik döneminde doğru ve dengeli beslenmenin hem anne hem de bebeğin yaşam boyu sağlığının temeli olduğunu vurgulayan uzmanlar, hamilelik süresince günlük protein ve karbonhidrat tüketiminin gereken ölçülerde yapılması gerektiğini söyledi. Kan şekerindeki dalgalanmaların bebeğin sağlığı açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, sağlıklı karbonhidratlar tüketilmesini ve şekerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.

 

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, hamilelik döneminde beslenmenin bebek sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Anne adayı beslenmesine dikkat etmeli

 

Hamilelik süresince annenin beslenme düzeni ve yaşam şeklinin hem kendi sağlığı hem de bebeğin yaşam boyu sağlığının temeli olduğunu kaydeden Öğretim Görevlisi Funda Tuncer,  “Hamilelik döneminde anneler hem kendi gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin öğeleri depolarını dengede tutmalı hem de bebeğin büyümesi için gerekli enerji ve besin öğelerini sağlamalıdır. Yetersiz beslenme annede anemi gelişmesine ve bebeğin düşük doğum ağırlıklı doğmasına veya büyüme geriliğine neden olmasının yanında ölü doğum riskinde de artışa yol açabilmektedir.” diye konuştu.

 

İlk üç ayda yeterli ve sağlıklı beslenme gerekli

 

Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Enerji ve besin ögesi gereksinimlerinde hamileliğin ilk üç ayında büyük bir değişim olmamakla birlikte hamileliğin sonraki dönemlerinde bebeğin gelişimiyle ağırlık kazanımına paralel olarak gereksinim daha fazla artmaktadır. Ancak ilk üç aylık süreçte annenin besin ögesi bakımından yeterli ve sağlıklı beslenmesi gerekmektedir.” dedi.

 

Günlük protein alımı 70 gramdan az olmamalı

Hamilelik döneminde artan protein gereksinimlerinin karşılanması için ortalama 25 gram proteinin ek olarak verildiğini kaydeden Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Hamileliğin ilk 3 ayında gereksinim düşük düzeydedir (1 gram/gün) ve sonraki aylarda gereksinim daha fazla artmaktadır. Ancak hamileliğin herhangi bir döneminde günlük protein alımının 70 gramdan az olmaması ve en az yarısının kaliteli protein kaynaklarından olan hayvansal kaynaklardan sağlanması gerekmektedir.” dedi. 

 

Kan şekerindeki dalgalanmalara dikkat!

 

Hamilelik döneminde bebeğin ve annenin gereksinimlerinin karşılanması için karbonhidrat alımının günlük 175 gram altında olmaması gerektiğini vurgulayan Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Alınan karbonhidrat miktarının yanı sıra karbonhidrat türünün seçimi de önem arz etmektedir. Hamilelik döneminde yüksek şekerli besinlerin tüketimiyle gerçekleşen kan şekerindeki dalgalanmalar bebeğin yüksek doğum ağırlıklı doğmasına ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde şişmanlık ve diyabet gibi kronik hastalık geçirme riskinin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle hamilelik döneminde özellikle son 3 aylık dönemde şekerli besinlerden uzak durarak tam taneli tahıllar, tam buğday ekmeği, bulgur, kuru baklagiller ve düşük glisemik indeksli sebze ve meyvelerin tüketimi önerilmektedir.” diye konuştu.

 

Vitamin ve mineral alımına özen gösterilmeli

Hamilelik döneminde artan kan hacmi ve yeni hücre sentezinin, bazı vitamin ve minerallerin gereksinimini arttırdığını kaydeden Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, şunları söyledi:

 

“Özellikle A vitamini, D vitamini, folat, demir, kalsiyum ve magnezyum gibi besin ögelerinin eksikliği bebekte gelişim problemlerine neden olmaktadır. Gebeliğin ilk ayında bebeğin normal omurilik, beyin ve kafatası gelişimi için folat oldukça önemlidir. Yetersiz folat alımının kalp ve damar hastalıkları riski, preeklampsi ve nöral tüp defekti ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle hamileliği düşünen kadınların 3 ay öncesinden başlayarak diyetle ya da takviye yoluyla 400 mcg ve hamilelik sürecinde de 600 mcg folat alımı nöral tüp defektinin önlenmesi için sağlanmalıdır. 

 

Tüm besin grupları alınmalı

Buna ek olarak hamilelik süresince demir gereksinimlerinin karşılanması için 60 mg elemental demir takviyesi önerilmektedir. Bunun yanı sıra diğer vitamin ve mineral gereksinimlerinin karşılanması için tüm besin gruplarından yararlanmalı, özellikle sebze ve meyvelerin, süt ürünlerinin tüketiminin yeterli olması sağlanmalıdır. Annede kan bulgularınca belirlenen bir vitamin ve mineral eksikliği olması durumunda hekimlerin yönlendirmeleri ile takviye alınabilmektedir.”

 

Pikaya dikkat!

Hamileliğin ilk döneminde tat ve koku almada aşırı duyarlılığa ve hormonal değişikliklere bağlı olarak besin almada isteksizlik ya da aşerme meydana gelebildiğini kaydeden Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Bunun yanı sıra besin olmayan maddelerin yenilmesi anlamına gelen pikaya dikkat etmek gerekir. Pika gelişiminde; açlık, stres, mikro besin ögesi eksiklikleri gibi nedenler rol oynamaktadır.” dedi.

 

Bulantı ve kusmalar önlenebilir mi?

Sıklıkla sabahları görülen bulantı ve kusmanın hamileliğin ilk dönemlerinde yaygın görülen bir problem olduğunu ifade eden Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Hafif bulantılarda sık aralıklarla küçük miktarlarda beslenme, baharatlı ve yağlı besinleri kısıtlama, galeta, leblebi ve tuzlu kraker gibi yağsız, kuru ve tuzlu besinlerin tüketimi bulantıyı azaltarak rahatlama sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra B6 vitamini takviyesi ve zencefil kullanımının da bulantıyı azaltabildiği belirtilmektedir.” dedi.

 

Bitki çayı kullanımına dikkat edilmeli

Gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken bir diğer noktanın ise bitki çaylarının kullanımı olduğunu vurgulayan Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, “Bitki çayları ve bitkisel ürünler vücutta ilaç benzeri etki yapabileceği için zencefil, ahududu yaprağı, nane yaprağı, kuşburnu gibi bitki çaylarının tüketimi günde 2-3 bardak olarak sınırlandırılırken; papatya, dut, defne, hatmi çiçeği, hindiba ve sinameki çaylarının tüketiminin zararlı olabileceği düşünülmektedir. Buna ek olarak işlenmiş et ürünleri ve alkol alımından hamilelik ve emzirme süresince uzak durulması ile kafeinin 200 mg alınacak şekilde sınırlandırılması önerilmektedir.” dedi.

 

Çiğ süt ve çiğ etten yapılan yiyecekler tüketilmemeli

Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, hamilelik süresince bebeğin gelişimine zarar verecek bakteriyel enfeksiyonlardan kaçınmak için çiğ sütten yapılmış taze peynirlerin, iyi pişirilmemiş yumurtaların, çiğ süt ve çiğ etten yapılan yiyeceklerin, salam gibi soğuk etlerin iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerin tüketiminden uzak durulması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Gündem - 9:00 am A A
BENZER HABERLER

SON HABERLER